Bu bölümü Kim nerede bölümünde bir değişiklik yapmak için açtım Halit CAN Ebedi huzurda Rabbimin rızası ve izniyle cennette inşallah. Babam Halit Can'ı bari öldükten sonra biraz daha iyi tanıması için açtım bu bölümü. Herkes biliyordur ki Köyde en akıllısından en delisine kadar herkes Halit Can'da kendisinden bir şeyler bulabilirdi. Herkesle Sohbet edecek Muhabbet edecek bir konusu bulunurdu mutlaka. Köye geldiği zaman kim derdi ki bu adam üniversitede çocuk okutuyor alim bir kimse diye. kimse demezdi çünkü o bizden halktan köylüden biriydi. Hiç bir zaman büyüklenmesi yoktu karşısındakine, mevkisiyle hiç bir zaman öne çıkmaya çalışmamıştı.
İki tane samimi arkadaşı ve babam gibi kalemi kuvvetli pek değerli büyüklerim Mehmet Kılınç ve Güçer Kafa yazı yazmışlar onun hakkında. Bu yazıları paylaşacağım bugün. Çünkü bu kayıp sadece aile olarak bizim değil, köyümüzün, okuttuğu öğrencilerin, ve bilgisinden, tecrübelerinden, aklından istifade etmiş dostlarının kaybıdır.
Unutmayalım "ALİMİN ÖLÜMÜ ALEMİN ÖLÜMÜ GİBİDİR".
Sayın Mehmet Kılınçın yazısı
Türk milleti, 12 Nisan Pazartesi gününün il saatlerinde -01.30 sularında- madden yoksul ama gönlü zengin "derviş tabiatli" bir evladını kaybetti.Allah rahmet eylesin.
Meslektaşım, çektiği onca sıkıntıya rağmen şikâyetçi olmayı aklından bile geçirmeyen bu kardeşim,arkadaşım,ülküdsşımın belli bir rahatsızlığı yoktu. Cumartesi günü sabahleyin kendi gibi çilekeş ve zengin gönüllü hanımını "Hanım,sırtımda müthiş bir ağrı var;boğazım da patlayacak gibi oluyor." diyerek uyandırmış, ardından hemen Balcalı Hastanesine yetiştirilmiş. Ana damarlardan biri tıkanmış,anjiyo ile açılmış;aort damarı da yüksek tansiyondan ötürü yırtılmış.O gün gece9-10 saatlik bir ağır ameliyatla yırtılan damarın yerine sentetiği takılmış, ardından kanama sebebiyle iki defa operasyona alınmış;daldığı iki günlük derin uykudan bir daha uyanamadan ebedî âleme "sonsuzluğun sahibi" kavuşmuş.Bugün yıllardır görev yaptığı Adana Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesindeki camide kılınan bir cenaze namazından sonra muhtemelen çok sevdiği ve yakın zaman önce kaybettiği annesinin yanına defnedilmek üzere memleketinden gelen kardeşlerinin , hanımı ve iki çocuğunun refakatinde Burdur'a doğru yola çıkarılmış.
Samsun'dayım;bu sevgili kardeşimi son bir defa görmek, son yolculuğunda yanında olmak isterdim.Kısmet değilmiş. Az önce oğlu Fatih'le konuştum, daha doğrusu konuşmaya çalıştım.Sesim boğazımda düğümlendi,titredi;gözümdeki yaşların akmasına mani olamadım.O benden daha metin görünüyordu.Yeni yola çıkmışlar.
Halit Beyciğimin bir rahatsızlığı yoktu;sadece ağır kaldıramazdı. Şeker,tansiyon,kalp v.b rahatsızlığı olmamamsına rağmen bu tansiyona bağlı ani ölümü beni sarstı. Kızıma sordum; "can sıkıntısı,üzülme v.b. sebepler tansiyonu yükseltebiliyor"muş.Hanımına sormuştuk canını sıkan bir şey oldu mu diye. "Yok" demişti;"Sadece memleketin durumuna canını sıkıyordu." Bir vatan sevdalısını bundan daha fazla üzecek başka bir sebep olabilir mi? Onun genç denilebilecek bir yaşta aramızdan ayrılmasına sebep olanlarmemleketi bu hale getiren yönetim kadroları değil mi? Bunların hesabını Allah'ın huzurunda nasıl verecekler?Gerçi Allah Korkusu olanlar bilerek ve isteyerek bunların yaptıklarını yapamazlar.
Aziz ülküdaşım,kardeşim Halit beyciğim;sen benim ve seni tanıyanların nazarında cennetliksin; yüce Rabb'im de seni cennetinde ağırlar inşallah.Geride bıraktığın eşin ve çocukların için de endişelenme,kaygılanmayasın.Onlar önce Allah'a sonra bizlere emanet.
Allah seni korktuklarından kurtarsın aziz kardeşim.Haklarını helal edesin.Allah rahmetinden seni mahrum bırakmasın.Kabrin çiçek bahçesi,mekânın cennet olsun.Bu dünyada bulamadığın huzuru ebedî âlemde inşallah bulursun.Güle güle git. Peygamber efendimize ve orada karşılacağın senin gibi vatan sevdalısı şehitlerimize,atalarımıza da bizlerden selamlar ilet.
Sayın Güçer Kafanın yazısı
CAN AĞABEYİM HAK’KA YÜRÜDÜ(*)
İçim yanıyor!
Koskoca bir od düştü ciğerimin orta yerine… Âh ecel oku… Yine tesadüf eyledin bir gönül erine!
Göz yaşlarım… Tutamadığım göz yaşlarım akar iken ıstırabımdan da derine… Söz kifâyet eylemez bilirim…
Âh be Halit Ağabey! Yüce gönüllü efe ağabeyim! Dervişâne tavrında muhabbet lezzetine erdiğim… Dost bağında bülbüller divanına gül derdiğim ağabeyim!
Sen Hak’ka… Yani en sevdiğine yürüdün efem!
Takvanın gölgesinde insanları sevmenin ilanıydı gülüşün… Ege dağlarının serin ama bir o kadar muhabbet harareti taşıyan şivesiyle adımı söyleyişin, ne kadar da hoşuma giderdi ağabey… Aramızdan ayrıldığın haberini ilk duyduğum ân kulağımda bana seslenişin yankılandı. Bu yankı ruhumun duvarlarına öyle bir çarptı ki… Ruhuna eşlik eylesin diye yolladığım Fatihalar da avutamadı gönlümü…
Takdir-i İlahi bu muhakkak…
Ama Ağabey! Biraz erken olmadı mı? Böyle ansızın…
Söylesene ağabey! Ben şimdi kime dökeceğim can heybemdekileri? Mecâlsiz şiirlerimi kime okuyacağım? Gittiğin o dönülmez yerden son bir gülüş miras kaldı nisyan ile malûl hafızama… Âh erenler halkasının Yörük efesi ağabeyim! Âhhhh… Vatan yollarına serdiğim can kilimini Halit CAN’sız mı dokuyacağım?
İçim yanıyor ağabey… Gözlerimden yanaklarıma hücum eden hüzün damlacıkları buhar oluyor bak! Can ağabeyim! Senin gibi bir dosttan mahrum eyledin bizleri…
Ama biliyorum… Sen şimdi… Güller Sultanının yamacında, Gül’e erenler halkasında Gül kokusuyla Kevser yudumlayanlardansı n…
Duyar gibiyim sitemkâr sözlerim için o tatlı azarını… Ama neyleyim Can Ağabeyim! Neyleyim… Âh şu ecel talan eyledi can pazarını… Sabrı telkin ederdin hep bana… Sabra sarılmak istiyorum yine… Senin acınla külhâna dönen gönlümde sabrı uyandırmak istiyorum amma… Nâfile ağabey… Firâk gecesinde hüzünle sızıp uyuya kalan sabır nasıl uyansın…
Ben… Can rahlesinde diz kırıp muhabbet tedris eyleyen ben… Can’ın canâna varışını kıskandım ağabey…
Yasinler, Fatihalar kanatlandı dudaklarımdan… Gelip omzuna kondular mı ağabeyim?
Güllerin Sultanına, şühedaya ve bilcümle Hak aşığına bizden selam eyle ağabeyim… O mübarek Sancak-ı Şerif’in altında buluşacağımız güne dek sensiz kaldık ne yazık…
İçim yanıyor ağabey…
Sen Rahmet-i Rahman’a yürüdün… İşte… Tek tesellim O’na dönüşün tarifsizliği… Gurbet hayatı yaşadığımız fani alemden sonsuzluğa süzülmek…
Geçen yaz yazdığın şu dörtlükte, yoksa bu gidişi mi imâ etmiştin Can Ağabeyim?
Derler bir filozof vardı,
Hayat sizsiz olmaz derdi,
Dördünüzün birdir derdi,
Derdinize derman benim!
* * * * *
Aziz okuyucularım… 12 Nisan 2010 günü, adı gibi can dostum Halit Can ağabeyim Hak’ka yürüdü.
Acım büyük… Kaybım telafisiz… Bu büyük hüznü sizlerle paylaşmasam rahat edemezdim.
Sizlerin o yüce gönüllerinizden Can Ağabeyimin aziz ruhu için Fatihalar istirham ediyorum.
Ruhu şâd olsun…
Değer kardaşlar yazdığınız yazıyı okuyunca yaram tazelenirkem, içimi öyle sevinç kapladıki, methiyeleriniz beni mutlu etti. ALLAH herkişiye böyle ölüm versin dedim, ölenin arkasından iyi şeyler konuşulunca dahada iyi olacağına inandım biraz daha kendimi huzurlu hissettim. Sizlerden allah razı olsun, ALLAH sizlere başarılar versin, inşallah bize yokluğunu hissettirmezsiniz ALLAHIMIZ yar ve yardımcınız olsun [Halidin ağabeyi Bayram],
Mustan Uzun'un 11 yaşındaki kızı Rumeysanın Duygularını ifade etmek için içindeki masumane samimiyetiyle yazdığı bir yazı.
Yazacagım bu metni , kendisine önem verdigim bir kisi olan HALİT CAN için yazıyorum.
O, ben altı aylıkken ,daha dogrusu onla kaldıgım her gün babam gibi gördügüm bir kisiydi.Onlarla kaldıgım zamanlarda Bilge ablamı öz ablam ,Fatih abimi öz abim,halamı annem ve enistemi ise babam olarak gördüm.
Hayatımda birçok kez “BABA” kelimesini kullanmısımdır ama ilk söyledigim baba kelimesini enisteme söyledigime eminim.Eniştem, babam askerdeyken bana hiç babamın yoklugunu,halam ise annemin yokluğunu hissettirmemisti.Uzun süre halamlarla kaldım ve onlara çok alıstım.Yesildere’de bile bir gün halamlara gitmezsem rahat olamazdım.
Yılın birkaç günü dısında onları hiç göremiyordum.Bu nedenle de özlüyordum.Hangi insan halasını , enistesini ve kuzenlerini özlemezki…
Dogrusunu söylemek gerekirse bir insan sevdigi bir insanı birkaç günlügüne de olsa bir yere gittiginde özler.Hele bir de hiçbir zaman gelmeyecegine inanarak beklerse bekledigi günler uzar durur.
Sevgili enistem HALIT CAN’I kaybettiğimizde bende çok üzülmüstüm ve hala üzülüyorum.Keşke ölmeseydi diye düşünüyorum bazen.Ama onun geri gelemiyeceğini de biliyorum.Bu nedenle onu hiç unutmayacağım
.
Babamın enistemle ilgili bir anısını yazmadan geçemiyeceğim;
Ben Adana da eniştemde kalırken henüz altı aylıktım.Babam askerden Adana’ya beni ziyarete geldiğinde benim beşiğimin kendi yatak odasında olduğunu görünce babam” enişte sen bu çocuğun ağlama sesinden rahatsızolmuyor musun?Onun yatağını niye başka bir odaya ayırmadın?”diye kendisine sorduğunda o “ben neysem o da o dur,o bizim her şeyimiz,canımızın bir parçası .Ben onun varlığını , sesini ve nefesini odamda hissetmediğim zaman uyuyamıyorum”diyerek babama bu cevabı verdiğinde babamın kendisine sözü “insan kendi öz evladıyla bile ağlama sesinden rahatsız olduğu için çocuğu annesinin yanında bırakıp başka odaya kaçar ,senin maddi ve manevi bakımdan hakkını ödeyemeyiz”diye bunları bana her zaman anlatır .
İşte benim tonton eniştem böyle bir insandı .Karıncayı bile incitmezdi.
Allah kabrini gül bahçesi,mekanını cennet eylesin.İnşallahöbür alemde kaldığımız yerde devam edeceğimizi Allah’tan diliyorum.
Bilemedik zamanında kıymetini. İnsanoğlu nankör. Çok az kişi bilir sevdiklerinin kıymetini. Hayat tarzımız, belkide mecburiyetten, monoton bir yaşam, hayat ilişkin sıkıntılarda olunca, seneden seneye görüşmeler. Böyle olmamalıydı elbette. Herkesin bir gün yolları ayrılacak, ölüm perdesi bizim ve sevdiklerimizin üstüne çekilecek. İşte o günü; her gün düşünerek yaşasak, kim bilir daha mı farklı olurdu herşey? Ama nankörüz ya, yanyanada olsak illaki menfaatçiliğimiz olur hep arka planda. Kabrin nur, mekanın Cennet olsun amcam
Gayretlerimizin, desteklediğimiz köylülerimizin, öğrencilerimizin sayesinde değer kazanacağına inanıyoruz. Onlara nelerin mümkün olduğunu göstermek, onlara iyi bi yaşam ve gelecek yaratmak hedefindeyiz. Hemserilerimize yardım amacı ile kaynak yaratabilmek için yine sizlere ihtiyacımız var. Bizler de ihtiyaç sahibi köylülerimizin, çocuklarımızın yüzlerinde gülümseme ve yarınlara umutla bakmalarına katkı sağlamak gayesiyle yola çıktık ve bu amaç doğrultusunda çaba harcıyoruz. Bunu başarabilir ve gülen yüzlerin çoğaldığını görürsek, görevimizi yapmış olmanın mutluluğunu yaşayacağız. Lütfen desteklerinizi esirgemeyiniz.